28 Mayıs 2016 Cumartesi

Peki Ne Anlamalıyız? Ne Yapmalıyız?

Şu Kâinatta Hakk’a iman ve irfânın bulunmadığı gün, vâr olmanın hikmeti kaybolur ve dünya hayâtı son bulur, Kıyâmet kopar. Demek ki, gökler ve yerler, sadece mü’minlerin kalbinde ki ilâhî aşk ve imanın hatırına ayakta tutulmaktadır.

İlluminati'nin amacı sadece İslamiyet'i ortadan kaldırmak mı sizce? Kesinlikle hayır. Bu Deccal'in belasından dindar Hristiyan ve Musevilerde çok rahatsız. Çünkü Batı'da sürekli kendi dinlerine hakaret ediliyor. Hz. İsa(a.s) ve Hz. Musa(a.s) ile dalga geçen bir çok karikatür, dergi, film ve müzik üretiyorlar. Tek dünya devletinden kasıt işte tamda bu. Hiçbir dine mensup olmayan dinsiz bir dünya istiyorlar. Bu yüzden İslamiyeti, Hristiyanlığı ve Yahudiliği ortadan kaldırmaları şart. Bütün dinleri New Age ismi altında sekülerleştiriyorlar. Bu amaçlarını gerçekleştirirlerken pek çok kitle imha silahları diyebileceğimiz kitle iletişim araçlarından da olabildiğince faydalanıyorlar. Bir insanı dinden çıkaracak bir çok makale ve karikatürleri sosyal medyada milyonlarca insan okuyor, beğeniyor ve o konu hakkında bir çok espri yapıyor ve nihayetinde farkında olmadan bir espri uğruna küfre sapıyorlar. İlluminati'nin en büyük düşmanları şüphesiz Müslümanlardır. Buna rağmen İlluminati'ye karşı en az faaliyet gösteren hatta adam akıllı hiç faaliyet göstermeyenlerde müslümanlardır. Bunun en büyük sebebi de Müslümanların uyutulması ve hipnotize edilmesidir.



İnsanlara dünya hayatı o kadar çok önemsetiliyor ki, hayatında karşılaştığı en küçük bir olumsuzluğa bile günlerce takılıp kalıyor. Kişilerin o çok önemsediği gelecek ile ilgili planlarında aksamalar çıkınca bunalıma giriyor hayatı zindan oluyor. Böylece kendi sorunlarıyla ilgilenmekten tehlikeyi farkedemiyor ve gerçekleri göremiyor. Halbuki insanın önemsediği tek şey Rabbinin rızası olsa, tüm dikkatini O'na verse, bu hayattan sonraki hayatta sonsuza kadar cennette mutlu olabilme umudu olsa, dünyada karşılaştığı hiçbir olumsuzluk o kişiyi rahatsız etmez, aksine daha da mutlu olur. İlluminati'nin istediği tek şey şu; " Rabbini bilme, Rabbine sığınma, bu dünyadan başka hayat yok bu yüzden olabildiğince iyi yaşa, mutlu yaşa " Halbuki siz maddi zevklere dalınca ruhunuzun nasıl sıkıldığının farkına varamıyorsunuz. İçinizde ki sıkıntıyı hissediyorsunuz fakat farkına varamıyorsunuz. İşte bu var olan sıkıntı Rabbinize olan hasretinizin sıkıntısı. Ben size UYANIN! derken, artık sizi yaratan ve sizi önemseyen Rabbinizin farkına varın demek istiyorum.

Sen İlluminati'ye savaş mı açmak istiyorsun? Bu lânet sistemin değişmesini mi istiyorsun? O zaman bırak onların oyuncaklarıyla oynamayı. Her gün sanatçılardan, şarkılardan, futboldan, facebooktan, filmlerden, modadan bahsetmeyi bırak. Allah'tan bahset. O'nu tanı. Allah'a yönelince Şeytan'ın ve Deccal'in nasıl acı çektiğini göreceksin. Size yemin ederim ki Allah'ı tanıdıkça dünya hayatında ki tüm olumsuzluklar sizi etkilemeyecek.

Onların amacı para, petrol, altın değil. Bizi oyalayıp, uyutup elimizden inançlarımızı, manevi değerlerimizi almaya çalışmak. Sadece Müslümanların değil Hristiyanların ve Yahudilerin de dinlerine saldırmalarının, onlarıda dinlerinden uzaklaştırmaya çalışmalarının tek sebebi Allah inancıdır. İlah kavramını istemiyorlar haşa " Allah ikidir, üçtür " bile denmesini istemiyorlar. " Allah yok " denmesini istiyorlar. İlahını bilmeyen sadece her şeyin tesadüfen oluştuğuna inanan bir dünya istiyorlar. Şeytan'ın Hz. Adem(a.s) zamanından beri amaçladığı en büyük hedef budur. Kusura bakmasın ateist arkadaşlarım maalesef sende onların oyununa gelmiş, kandırılmışsın.

İslâm'da herşey vardır yemekten içmeye, uyumaya kadar. Kur'an da bir çok şey açıklanmış yeri geldiğinde ise peygamberimiz daha net anlatmıştır ama eleştirmek istersen sadece kendi mantığına göre hareket edeceksen elbette eleştirecek birşey bulabilirsin. Mesela iyi araştırmazsan Allah'ın adeletsiz olduğunu düşünebilirsin. Örneğin neden İsa(a.s)ı göğe çeken, Musa(a.s)a denizleri yardıran, İbrahim(a.s)ın ateşini cennet bahçesine döndüren Allah, Hz.Zekeriya(a.s) ağacın arkasına saklandığında ah dersen seni peygamberlikten atarım desin. Aslında cevabı basit. Onların hepsi Allah'a sığındılar ama Hz.zekeriya(a.s) ağaç beni sakla dedi düşünebiliyormusunuz bir peygamber Allah'tan değilde ağaçtan medet bekliyor. Biz insanlar bile bir arkadaş kardeşimizin bizi çiğnemesine gönül koyarken Yaratanın kızmasını neden yargılıyoruz ki. Müslüman kusursuz demek en büyük kusurdur ama müslümanın kusurlu olması islam kusurludur anlamına mı geliyor? O zaman Stalinin, Leninin, Maonun katliamlarından, Sigmund Freud'un sapıklığından ateistlerin tümünüde aynı kefeye koymamız, hepsini sorumlu tutmamız gerekir. Bir imamın tecavüzünü, başı örtülü bir kadının ahlaksızlığını dile getirerek islamı karalarsan sende bindiğin dalı kesersin. Kur'an'da insanların ne kadar çok nankör ve şaşkın olduğu dile getirilir ve ne kadar az şükrediyorsunuz der. İşte burda bile Kur'an insanın zaten hata yapabileceğini ve kusur işleyebileceğini anlatır bunun müslüman olması yada hristiyan olmasından dolayı değil fıtrat itibari ile iradesinin ve seçimin elinde olmasındandır kasıt. Etkenler, sebepler vardır ve herşey bir sebep üzerinedir Allah Kur'anda sadece uyarır ama iyiliğide kötülüğüde senin seçimine bırakır.

Değerli Arkadaşlar ben bu yazı serisi boyunca sizlere İlluminatinin asıl gayesini anlatmaya çalıştım. Size uzun uzun fakat oldukça gereksiz olacak klip analizi falan filan anlatıp, yazabilirdim. Bu şekilde 100 bölümden fazla yazı yazabilirdim. İşin özünü anlamanız benim için kafiidir.

Söz konusu komployu yürüten elit tabaka kendilerinin de yarı-tanrı statüsünde olduklarına inanıyor. Bu karanlık niyetli tipler, şeytan'dan başka hiçbir şeye tapmıyorlar. Bunlar onyıllardır, tüm özgürlüklerin yeryüzünden silineceği o güne hazırlanmak için ellerindeki tüm mali ve politik gücü seferber etmiş durumda. O gün gelip çattığında, üstün liderlerinin(Deccal'in), dünyanın tahtına oturacağından emin görünüyorlar. Dünya üzerindeki tüm erkek, kadın ve çocukların köleleştirilmesi hedefine ulaşmak için çalışıyorlar. Daha da kötüsü, gerçek yaratıcının yeryüzündeki tüm izlerini silebilecekleri gibi yanlış bir hayalin peşinde koşuyorlar. Biz doğmadan binlerce yıl öncede bir çok firavun geldi geçti. Şüphesiz hepsi helâk olup gittiler. İlluminati'ye imkan tanıyan, şerlide olsalar bu kişilere büyük güç veren şüphesiz ki sonsuz güç sahibi Allah'tır. Peki neden böyle birşey yapıyor Rabbimiz; Sebebi biziz. İyi şeyler de kötü şeyler de Ademoğlunun sınavı içindir. Eğer firavuna aldanmayıp Allah yolunda gidersek ne ala yok eğer firavunun yolundan gidersek " Kıyamet Günü " (Firavun)kavminin önüne düşer, artık onları(suya götürür gibi) ateşe götürür. Vardıkları yer ne kötü yerdir "(1) Ayetinin muhattabı olmak istemeyiz.

Eğer onlara aldanırsanız, ahirette " Allah'ım bizi onlar aldattı " diyemezsiniz. Bunu söylemeye hiçbir hakkınız yok. Size uyarıcı Peygamberler geldi ve Allah bize iyi ile kötüyü ayırt edebilecek akıl verdi. İblisin(Şeytan) bizim üzerimizde hiçbir yaptırım gücü yoktur. Sadece bizlere teklif eder ve bizleri çok iyi tanır. Binlerce yıldır insan aldatma sanatını çok iyi geliştirmiştir. Zaten Şeytan, Adem(a.s) zamanında insanları nasıl aldatıyorsa şimdi de öyle aldatıyor. Fakat zamanımızda farklı olan bir şey var. Şeytan, İlluminati sayesinde işini çok kolaylaştırdı. İnsanların nefsani istekleri, İlluminati'nin aldatıcı oyuncakları ve Şeytan'ın vesveseleri bir araya geldi. Bu sayede günümüzde insanlar tek tek değil, kitlesel olarak aldatılmaya başlandı. Kötü şeyler normal görüldü, güzel şeyler kötü görüldü.

Peki çözüm ne? Çözüm bu aldatılan koyun sürüsünün peşinden çıkıp, doğru yola girmektir. Sen Allahı anmıyorsan, sen Allah'ı hatırlamıyorsan, düşünmüyorsan İlluminati başarılı oldu demektir. Sen günde 5 defa Rabbinin davetine uymuyorsan koyun sürüsünün peşinden gidiyorsun demektir. Allah aşkına sizden almak istedikleri şey besbelli ortada! Sizin o kalbinizde duran iman ve Allah sevgisi varya işte onu sizden almak istiyorlar. Sonra onu alamadıkları zaman sizin başınızdaki secde mühürünü almak istiyorlar. İşte onuda alamazlarsa o zaman siz galipsiniz. Bu söylediklerimi alabiliyorlarsa sizi almışlar demektir. Karşımızda ki düşman ne kadar güçlü olursa olsun, Allaha sığınan ve onun emirlerini yerine getirenler her zaman muzaffer olacaklardır.

Deccal'in şerri büyük olacağı için peygamberimiz özellikle üzerinde durmuştur ve bu fitneden korunma yollarından biri olarakta özellikle Âhir Zamanda bolca Kehf suresini okumamızı öğütlemiştir; " Kim Kehf sûresinin başından on âyet ezberlerse, Deccâl'ın şerrinden korunur "(2)

Ortadoğu'da yeni bir Amerika kuruyorlar. İlluminati Ortadoğu'ya taşınıyor. Bariz örneklerini şu an yaşıyoruz. Her şey bize bağlı. Bu bölgenin İsrail'in olmasını istemiyorsanız Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Peygamberimiz Veda Hutbesi'nde " Size iki şey bırakıyorum(bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz; Allah’ın kitabı ve benim sünnetim. Bu ikisi(kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir " buyurmuştur. Sizlere kendi ilmimim yettiği kadar birşeyler anlatmaya çalıştım. Verdiğim linkleride okumaya ve videolarıda izleyip, sorgulamaya çalışın. Ondan sonra katılırsınız-katılmazsınız artık orası sizin bileceğiniz iştir. Allah-u Teala cümlemize şeksiz şüphesiz iman nasip eylesin ve yazdıklarımı okuyan siz kardeşlerimin zürriyetinden Mehdi(a.s)'ın ordusuna askerler halk eylesin. Eğer zürriyetimizden Deccal'in safına geçecek olanlar varsa Rabbim iş o raddeye varmadan neslimizi kat' eylesin.( AMİN ) Benden şimdilik bu kadar. Artık UYANDINIZ MI?




İlgili paylaşımlar için; Facebook
İlgili videoları izlemek için Youtube Linkleri;  1 , 2 , 3 , 4 , 5


--------------------------------------------------


1-) Hud suresi 98.ayet

2-) Müslim, Müsâfirûn, 257; Ebû Dâvud, Menâhim, 14; Tirmizi)

Enerji Ve Yanılsama

Beynimiz belirli titreşimler ve elektromanyetik dalgalar algılayabilir. Bu verileri beynimizin yorumlaması sonucunda bizde dışarıda ışık ve ses olduğunu zannederiz. Yani beynimizdeki ufak bir elektrik akımıyla biz dış dünyayı hissetmekteyiz. Dış dünyanın gerçek mahiyetini bilmiyoruz ve bedenimizin dışına çıkmadıkça -ki bu imkansız- bunu asla öğrenemeyeceğiz. İki farklı kişiyi ele alalım. İkisinede aynı müziği, aynı görüntüyü, aynı ortamda verelim. Bu iki kişinin izlediği görüntü ve duyduğu sesler hakkındaki düşüncesi farklı olacaktır. Tıpkı aynı şiiri iki farklı kişi okurken iki kişinin farklı duygular hissetmesi gibi. Çünkü herşey aynı olmasına rağmen, beynin dalgaları yorumlaması bu iki kişide farklılık gösterir. Bu farklılığın nedeni nedir? Uyuduğunuzda rüya görürsünüz. Rüyanızdaki sesler, görüntüler, hatta dokunduğunuz cisimler gerçek gibidir. Sonuçta gördüğünüz rüya da beyninizin içinde gerçekleşmektedir. Uyanık olduğunuz zaman yaşanan tüm olaylar da beyninizin içinde gerçekleşmektedir. Herhangi bir fark yok. Uyuduğumuzda, rüya içinde rüya yaşamaktayız. İşte bu mantıktan hareketle bu Dünya’da bir rüyadır.

Peki zaman nedir? Zaman da bir yorumdur, bir algıdır. Yeniden iki farklı kişiyi ele alalım. Aynı ortama bu iki kişiyi koyalım ve bir saat bekletelim. Zaman hakkında onlara düşüncelerini sorduğumuzda iki farklı cevap alırız. Aslında bunun en güzel örneğini şöyle verebiliriz; Eğlence merkezinde saatlerce vakit geçiren kişiye " ne zamandan beri buradasın " diye sorduğumuzda " on dakika " cevabını verebilir. Ama evinde yarım saat boyunca sıkıntıdan patlayan bir kişiye aynı soruyu sorduğumuzda " saatlerdir buradayım " diyebilir. Bu yüzden, okulu sevmiyorsanız tatiller çok kısa sürer ama okul günleri bitmek bilmez. Ailenizle misafirliğe gittiğinizde, kafa denginiz yoksa ve yaşlıların arasındaki sohbeti çekmek zorundaysanız sıkılırsınız ve o iki saatlik ziyaret size bütün bir günmüş gibi gelir. Fakat playstation oynarken üç-beş saat göz açıp kapayıncaya kadar geçer, '' ne ara bu kadar oldu lan? '' dersiniz. Bu yüzden her zaman 1 saat, 1 saate eşit değildir. Çok sevdiğiniz biriyle, ya da çok eğlendiğiniz bir şeyle geçirdiğiniz 1 saat; hiç hoşlanmadığınız biriyle veya yapmaktan sıkıldığınız bir şeyle geçirdiğiniz 1 saatten azdır. İkinci denklemdeki 1 saat, birinci denklemdeki 1 saatten uzundur. Zamanın izafi oluşudur bu da. Siz mutluyken, eğleniyor ve gülüyorken zaman su gibi akıp gider. Farkına varamazsınız. Bu kadar çabuk geçmesine de üzülürsünüz.


Anlaşılıyor ki biz sahte ve geçici bir evrende yaşamaktayız. Sadece beynimizi tatmin edebilmek adına birçok günah işliyoruz, sonsuz ve sahte olmayan cennet hayatımızı riske atıyoruz. Bu dünya sadece bir imtihan yeridir ve Deccal bu imtihanın bir parçasıdır. Akıllı İnsan sahte ve geçici olan için değil, sonsuz ve gerçek olanı kazanmak için çalışır. " Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı "(1)


Bu sahte ve geçici evrende olmamıza karşın insanoğlu salt maddi bir varlık değildir. Birçok insanın çeşitli metotlarla( nefis terbiyesi, meditasyon v.b ) ruh dinginliğine ulaşması mümkündür. İnsanoğlu fiziksel bedene ruhun giydirilmesiyle yaratılan bir varlıktır. Bu yüzdendir ki insan fiziksel yolla hissedemediği, farkına varamadığı varlıkları veya enerjileri ruhu ile hisseder. Mesela ilk defa tanıştığınız biri hakkında iyi yada kötü şeyler hissedersiniz işte bu hisleriniz o kişinin etrafa yaydığı enerjiyle alakalıdır veya birinin hepte böyle şeyler beni buluyor demesi onun etraftan negatif enerjiyi çekmesi ile ilgilidir. Yani bizim dışımızda birde enerji dünyası vardır. Kuantumcular diye bildiğimiz akımı temsil edenlerde bu temelden hareketle işlerini yapıyorlar.


Fiziksel beden, akapunktur yönteminin keşfettiği " Çakra " denilen enerji döngüleri yoluyla, beş duyunun çok ötesinde ki enerjileri hissedebilir. Bu çakralar vücudun her tarafında var, ancak asıl olan yedi ana çakradır. Her bir çakra varlığın/benliğin farklı bir seviyesini temsil ediyor. Örneğin, karın bölgesinin üst kısmına gelen " Solar Plexus Çakrası " duygusal seviyemize bağlı, zaten bu nedenle korku ve endişe hissettiğimiz zaman midemiz etkilenir. Duygular solar plexus’ten gelip, fiziksel’e dönüşür. Çakralar beden ile, endokrin sistemindeki, epifiz, hipofiz ve tiroid bezleri aracılığı ile bağlanır ve çakranın frekansı, bedeni sayısız yönde etkiler. Fiziksel olan üç alt çakra ile mental ve fiziksel olan üç yüksek çakra arasındaki denge noktası Kalp Çakrası’dır. Varlığımızın, fiziksel ve manevi seviyelerini buradan dengeleriz. Bu bizi, bilincimizin en yüksek seviyesine bağlar. Bu çakralar bir dizi elektrik hattının, spiral güç kaynağı gibidir. Bu enerjiler dengeli bir uyum içersinde aktıkları zaman kişi, fiziksel ve ruhsal açıdan iyi oluyor. Bu akışın dengesi bozulup tıkandığı zaman ise kişi, fiziksel ve ruhsal açıdan hasta olur.



Eğer bu çakralar açılabilirse kişi çok büyük bir aydınlanma sağlıyor. Bu durumu iki tarafa(iyi-kötü) da çekebilirsiniz. Mesela bir sufi kendisini terbiye ederek veya bir budist kendi terapisini yaparak bu aydınlanmayı yaşayabilir tam tersi satanist ayininde bir kişi belli bir frekansı tutturabilirse kişi kendisini aydınlanmış bir kişi olarakta görebilir tıpkı illuminati(aydınlanmışlar) gibi. Satanist ayinlerinde de kişi ile, o varlık veya varlıklar arasında da bir frekans bağlantısı sağlanmalıdır ki kişi iletişime geçebilsin. Bu yüzden tıpkı bir müslümanın oruç tutması gibi bir uzakdoğulunun yoga yapması gibi bir satanistte ritüeller yapar. Hepinizin klasik bir şekilde gözünüzün önüne gelen satanist ritüellerinde ki semboller, renkler ve mumlar da gösteri olsun diye değil, hepsi kollektif bir frekans bağlantısı ürettikleri için kullanılıyor. Böylece negatif varlıklar ayindeki katılımcılara sahip oluyor, hatta görünebiliyorlar bile. Satanistlerin anlattıklarından edinmiş olduğum bilgiler çerçevesinde, klasik daire içerisindeki ters beşgen şekli, negatif varlıkların ayinlerde görünmesini sağlayan portalı/girişi sağlayan özel enerji alanının bir ifadesidir. Bu sayede o farklı boyutlarda ki yaratıklar beş duyu bölgesine geçiyorlar veya kişi o tarafa geçiyor sonuçta ayin yapmadığım veya kendi çakramı açmadığım için neler olduğunu bilmiyorum. Bu farklı inançlardan insanların yaşadığı tecrübe demek ki kişiye özel değilmiş. Din psikolojisinde buna " dini tecrübe " diyebiliriz.

Sufiler'in yaşadığı dini tecrübeye verilen isim " mistik tecrübedir " Mistik tecrübe bir hâldir ve kendiliğinden olan bir hâl değil, belirli uygulamalar, riyazet çalışmaları sonucunda beyni teta frekansına sokmakla meydana gelen bir hâldir. Bu tecrübeyi bir Hristiyan da, bir Hindu da, bir Müslüman veya inançsız biride yaşayabilir. Eğer bir insanın böyle bir tecrübe, sıra dışı bir olay/keramet yaşaması %100 doğru yolda olduğu anlamına gelseydi tarihte bu uygulamaları kullanarak insanları kandıran insanlar çıkmazdı. Çeşitli sanrılandırıcı maddeler kullanarakta bu tecrübeler deneyimlenebilir. O sebeple dini tecrübe yaşayan kişinin tecrübesi sadece kendisini bağlamalıdır ve dini inançlar dini tecrübe gibi kaygan bir zemin üzerine değil, Allah kelâmı üzerine oturtulmalıdır. Çünkü dini tecrübenin amacı, imtihan da olabilir. Umulur ki insanlar, şeyhlerin, şıhların peşinden gitmeden evvel kendisine gelen vahyin gerçekliğini/doğruluğunu sorgulayan bir peygamberin ümmetinden olduklarını ve ayetlere göre yaşamanın öneminin farkına varabilsinler.


İlluminati pek çok şeyin farkında olduğu gibi bu durumunda farkında ve bu enerjilerden faydalanıyor. Tıpkı vücudumuzun çakraları olduğu gibi dünyamızında ismi " Ley Hatları " olan enerji noktaları vardır. Bu enerji noktaları tıpkı akapunktur tedavisinde ki enerji akışı gibidir. Olumsuz etkileme bakımından, yanlış yere saplanan bir akupunktur iğnesinin

bedende reaksiyona neden olacağı gibi aynı şekilde doğru yere saplanan bir akapunktur iğneside tedaviyi başarıya ulaştırabilir.. Ne yaptığını bilen kişi/kişiler aynı şeyi yeryüzüne de
yapabilirler. Yani bu enerji hatlarının üzerinde pozitif faaliyet gerçekleştirilirse dünyaya olumlu enerji, negatif faaliyet gerçekleştirilirse dünyaya olumsuz enerji yayılır.


Bu enerji noktalarının üzerine inşa edilen tepesi yukarı doğru gittikçe daralan şekiller( Piramit v.b ) sıkıntı ve olumsuz enerjiyi etrafa yayar. Sizde kapalı bir yere girdiğiniz zaman ruhunuz daralmıştır, sıkıntı mutlaka almışsınızdır. İşte tarih boyunca gücünü negatif enerjiden alan insanlar bunları bildiğinden dolayı dünyanın çeşitli yerlerine üstü kapalı, tepesi üste doğru daralan, kocaman yapılar inşa etmiştir. Mayalar olsun, İnkalar olsun, Mısırlılar olsun tarihin her döneminde bu yapılar inşa edilmiştir. Gotik tarzı mimaride taa Tapınakçılar zamanında bu felsefenin eseridir. Aynı durum sivri büyük gökdelenlerde de geçerli. Bu yapılar insanın psikolojik yapısının bozulmasına neden olur. Bu dikilitaşlar sayesinde illuminati dünyaya aşırı şekilde olumsuz enerji yaymaktadır. Öte yandan belli noktalarda vardır ki olumlu etki yapar mesela Kâbe, oraya gidenlerin nasıl uhrevi bir huzur yaşadığını duymuşsunuzdur. Tabi ki bilimle açıklanamayacak durumlar olacaktır fakat Kâbe'nin ley hatları üzerinde yer alması ve bulunduğu konum itibariyle altın oranı(1,618...) yakalamasıda namaz kılarkende, tavaf yaparkende oraya yönelen insanların çakrasını nasıl etkileyeceği malumunuzdur. Kâbe'nin etrafa yaydığı bu muazzam enerjiyi çok iyi bildiklerinden dolayı getirdiler tam Kâbe'nin dibine 577 metrelik " Mekke Clock Tower'ı " ve onun gibi onlarca gökdeleni diktiler ki bu muazzam enerji durdurabilsinler. Bu enerji noktaların üzerinde aynı zamanda Kudüs şehride bulunuyor. Ayrıca İslâmi yapıların tavanları kubbe şeklindedir yani yapıcı enerji tavana takılmadan etrafa direkt yayılıyor.


İşin özü şudur; İlluminati enerji savaşını kazanabilmek için birçok büyük yapıtların içinde kötü ritüeller gerçekleştirmektedir ve bizim kötü fiiller yaparak yıkıcı enerjileri yayıp onlara hizmet edebilmemiz için gece gündüz çalışmaktadır. Bir mekânda iyi fiiller yapılırsa oradan pozitif enerjiler etrafa yayılır ve biz bu enerji sayesinde mutlu olur, olumlu düşünürüz veya bir mekânda kötü fiil yapılırsa etrafa negatif enerjiler yayılır, bizde sıkılır ve olumsuz düşünürüz. İlluminati'ye uyan kişi bilerek veya bilmeyerek hem kendisine hem de dünyaya zarar vermiş olur. Peki çözüm nedir? Çözüm samimiyettir. İslâmiyetinde özünü oluşturan insanlar arasındaki iyi ilişkiler, olumlu diyaloglar yıkıcı enerjileri yok eder. Allah-u Teala'ya samimi bir şekilde yapacağımız bir duâ sayesinde bile kendimize ve çevremize olumlu enerji aktarabiliriz. Allah bizlere iyiliği yapmamızı ve kötülükten sakınmamızı emreder. Yani İslamiyet'i yaşamaya çalışan her kişi hem kendine hem de bu yaşadığımız dünyaya iyilikte bulunmuş olur. Bizim yapacağımız en küçük iyi eylem sayesinde bile etrafa yapıcı enerji yayılacak ve bu vesileyle dünyanın iyileşmesine katkı sağlamış olacağız. Tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen Allah'a hamd edin ruhunuzu yükseltin. Böyle yaptığınız takdirde ne Deccal ne de Şeytan size zarar veremeyecektir.

Bu enerji dünyasında, sayılarında çok kuvvetli bir enerjisi vardır. Çünkü evrenin dili matematiktir. Evrende ki pek çok şey matematikle bire bir uyum gösterir dolayısıyla önemi yadsınamaz. Pek çok ritüellerde-ibadetlerde belli sayılar önemlidir. Mesela Kâbe 7 turda tavâf edilir. Satanist ritüellerde de bazı sayılar önemlidir. Mesela 9/11 sayısı arasındaki ilişkinin yaratıcıyı es geçmekle alakalı sembolik bir önemi vardır. Masonik bir devlet olan ABD yaptığı hareketleri belli tarihlere denk getirmeye çalışır. İlk kez " New World Order " sloganını ABD senatosunda baba Bush'un ağzından duyduğumuzda tarihler 9/11/1990'ı gösteriyordu. Bu tarihten tam 11 yıl sonra 9/11/2001'de tamamen satanist bir ritüel olan İkiz Kule Saldırı diye bildiğimiz olaylar yaşandı. Hatta pek çok ülkede acil yardım numarası bile 911'dir. Çok ironik değil mi? Başınız darda kaldı mı, acil bir duruma ihtiyacınız mı var? Hemen Şeytan'dan yardım istiyorsunuz oda yardımınıza koşuyor. 666, 13, 23, 25, 27 gibi sayılarda bu tip enerjileri meydana çıkarmak için önemlidir. Ayrıca kendi simgelerini etrafa koyarak biz her yerdeyiz, ne yaparsan yap insanoğlu herşey boş, biz sana nefesin kadar yakınız, yaptığın her hareketi izliyoruz gibi psikolojik baskıda kuruyorlar. Velhasıl sembolizm ve sayılar belirli ritüeller için oldukça önemlidir. Unutmayın ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, kalbimizdeki imanı alamazlar. Siz istemedikçe, siz vermedikçe o imanı alamazlar. Şüphesiz Allah sonsuz güç sahibidir mutlak galip olan O'dur.



--------------------------------------------------



1-) Ankebut suresi 64.ayet

Reptilian Irkı Meselesi Nedir?

Reptilian meselesini ilk ortaya atan kişi David Icke diye bir adamdır. Bu meseleyi anlamamız önemlidir çünkü İlluminati üzerinde dönen pek çok yalan-yanlış bilgilerden biride bu sürengen ırk meselesidir. David Icke bugün dünya çapında oldukça meşhur birisidir. Dünya'yı gezerek bu adına reptilian dediğimiz sürüngen ırk ve İlluminati hakkında seminerler, konferanslar düzenliyor. Güzel tespitleri olmasına karşın kendisi dinleri reddeder ve İlluminati dediğimiz elit kimselerin insanlık tarihi boyunca bu tip dini inançları kendilerine siper ederek insanları kandırdıklarını buna binaen de insanlık tarihi boyunca din gibi insanları kontrol altında tutucak sistemleri bu ırkın kurduğunu söyler.

David Icke
David Icke İlluminati hakkında büyük gerçeklikleri ortaya çıkaran insanlardan birisi ve uzun yıllardır piyasada. Kendisini biraz bile takip ederseniz muazzam tespitleri olduğunu farkedersiniz. Reptilian ırkı meselesini de ilk ortaya atan kişi kendisidir. Bu teori kabaca İlluminati denen örgüt üyeleri aslında cinlerle falan iletişim kurmuyorda sürüngenimsi ve dünya dışından gelen bir ırk olan ve dünyaya nesiller boyunca kanbağı ile hükmeden reptilianların devamıdır üzerine kurulu olmasıdır. Evet Icke'ye göre insanları yöneten ağababaları aslında uzaylılardır ve bu uzaylılar o kadar üstün bir ırktır ki herhangi bir insanın bilinç seviyesiyle algılanamazlar. Icke uzun yıllardan beri bu konuda ısrarını sürdürüyor. İllüminati üyelerinin satanist ritüellerinde başka boyutlarla iletişim kurabildiğini red etmiyor fakat bu ritüeller esnasında cinlerle değil de reptilian denen varlıkları çağırabildiklerini ileri sürüyor. Ona göre reptilianlar sadece başka bir gezegenden gelmiş uzaylılar değiller, aynı zamanda başka bir boyuttanda geliyorlar. Bu size tanıdık gelecektir? Reptilian denen şeyin, bu bilgiler ışığında cinler olduklarını anlamak pek de güç değil. Ama Icke ısrarla bu konuyu farklı yerlere çekmeye çalışıyor.

Icke insanları üç gruba ayırıyor;

1- Programlanmış insanlardır yani reptilianlar tarafından kontrole alınmış insanlardır. Bilinçten ve özgür iradeden yoksundurlar. Günümüz ergenleri bunları İlluminati'nin sanatçıları olarak bilir.

2- İkinci grup koyun sürüsü olan insanlar. İnsanlığın tamamına yakınını bu kitle oluşturur. Bilince sahiptirler fakat büyük abiler tarafından önemsenmezler çünkü ne söylenirse onu yaparlar. Sorgulamadan koyulan kuralları uygularlar. Dünyaya hakim olduğu ileri sürülen ırkın, en büyük geçim ve sömürü kaynağı bu gruptaki insanlardır. Bu grupta ki insanlar aynı zamanda 1.grupta ki insanları çok fazla önemseyip hayatlarını onlara adarlar.(Zayn müslüman bi kere taaammıı)

3-  Bu grup ise en önemlisi. Sayıca en az olan grup budur. Çünkü bu insanlar ilüzyonun/yanılsamanın arkasındaki gerçeği görebilirler. Matrix`teki Neo gibi insanlardır ve toplum tarafından " deli " gözüyle bakılırlar. David Icke ve illuminati diye bir oluşumun farkında olan insanlar buraya dahil edilebilir.

Rengi yeşil olanı falanda var bu tasvirlerin
Reptilian meselesi hakkında doğru bilgiye ulaşmak çok zor zira o kadar karmaşık bir konu ki. Ben yine de yanlış, uydurmaca, taraflı olduğunu bile bile çoğu kaynağı okudum. Bazen yanlış kaynaklar durumu anlamanıza yardımcı olabiliyor. Reptilian'ların uzaylı bir ırk olduğu hikayelerini okuyunca İnsanların nereye yönlendirilmeye çalıştıklarını çok iyi farkettim. Zira bu da hedef şaşırtmadan başka bir şey değildi.

Lucifer'ın ve ya Şeytan'ın adı her ne olursa olsun hizmetindekilerden ilk isteği her zaman insanlar varlığımdan haberdar olmasın olmuştur. Haberdar olmasınlar ki ne Şeytan'ın ne cinlerin ne de Allah`ın varlığını bilmesinler, hayal ürünü olduklarını düşünsünler.

İlluminati'nin en çok korktukları grubun 3. gruptaki insanlar olduğunu söylemiştim. Hani şu bazı gerçeklikleri dile getirmeye çalışınca, toplum tarafından " Saçmalama be, manyak mısın, boş işler bunlar " diye susturulan insanlar. İşte İlluminati'nin asıl kontrol etmek istediği insanlar bu grupta ki insanlardır. Çünkü bu insanlar uyanık olduğunda kendi satanist sistemleri deşifre olacak ve şeytanın gizli kalma planları son bulacaktı. Bu sistemlerininde meydana çıkmasını istemedikleri için farklı senaryolar türetmeliler işte reptilian teraneside burda devreye giriyor çünkü gerçeği arayan meraklı kişilere kendilerini tanıtmak istedikleri şekilde kabul ettirebilirlerse işte o zaman sistemi ayakta tutmak kendileri açısından daha kolay olacaktır.

David Icke onlar tarafından telkin edilmiş olabilir veya gerçekten onlar tarafından kullanılan 1 yanlışı kabul ettirmek için 99 doğru anlatki o bir yanlışıda arada kabul etsinler sisteminin bir piyonu olabilir. Çünkü İlluminati günümüzde ki kadar deşifre olmadan çok önce bile bu adam İlluminati'den bahsediyordu. Tıpkı ülkemizde kimse daha masonluk nedir? ne değildir? bilmeden Adnan Oktar'ın cilt cilt kitaplarının yayınlaması gibi bu adamda İlluminati hakkında bilgi sahibi idi. Her daim piyasada olan bu isimler sayesinde İlluminati örgütü kendilerini kendilerinin istediği şekilde tanıtmaya çalışıyor ki insanlar kendilerinden daha fazla şüphelenmesinler. Yani kendilerini deşifre ederek gizli kalıyorlar. David Icke'ninde dediği gibi " Zaten birşeyi gizlemek isterseniz, onu ortaya bir yere saklayın, kimse bulamaz. " İşte tam olarak bu mantıktan hareket ediyorlar. Küresel komplolardan bahsediyorsak çok büyük yalan söylemek zorundadırlar. İşte uzaylı ve sürüngenimsi bir ırk olan reptilian meselesinin özü kanımca budur.

Mehdi'nin Gelişi Ve Uyanma

Şüphesiz " Deccal " kavramı islami kaynaklarda her ne kadar çok geçiyorsa aynı şekilde de " Mehdi(a.s) " ve " İsa(a.s)'nın yeniden gelişi " gibi konularda oldukça fazla geçiyor. Tıpkı Deccal konusu gibi bu iki konuda Kur'an'da geçmiyor fakat diğer islâmi kaynaklarda oldukça fazla göze çarpıyor. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki bu kavramlar kesinlikle kıyamet döneminin alâmetleri olarak biliniyor. Yani Deccal'in zuhur etmesi en büyük on kıyamet alâmetinden biridir(1) öncelikle bunu bilelim.

Bu kıyamete yakın döneme Âhir Zaman denmiştir bu tabir İslamiyete göre kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak bir dönemi ifade eder. Peygamberimiz(s.a.v)'in hâdislerindeki detaylı açıklamalar biraraya getirildiğinde ortaya önemli bir sonuç çıkmaktadır. Hâdisler, Âhir Zaman'ın iki safhalı olduğunu göstermektedir. Birinci evre dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu bir dönem, bunun ardından gelecek ikinci dönem ise " Altınçağ " olarak adlandırılan, Kur'an Ahlâkı'nın ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı bir dönemdir. Peki Âhir Zaman'da olduğumuzu gösterecek işaretler yok mu? Elbette var. Söz konusu işaretler birbiri ardınca, birebir tasvir edildiği şekilde, içinde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya başlamıştır. On dört asır öncesinden bildirilen alâmetlerin çıkışı, inananların Allah'a olan imanını ve peygamberimize olan bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Bu kadar işaretin bir arada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde ve art arda gerçekleşmiş olması elbette tesâdüf değildir. Bu işaretler Allah'ın inanan kullarına birer müjdesidir. " Ve de ki: Allah'a hâmdolsun. O size âyetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız "(2) Bu konu hakkında çok fazla rivayet vardır ve bu rivayetler içiçe girmiş vaziyettedir. Hepsini anlatmam mümkün değil fakat geneline bakarsak durum iyice netleşecektir;

# Kıyâmet alametleri bir tek ipe dizilmiş boncuklar gibidir. İp kopmuştur. Bunlar birbirini takip edecektir.(3)

# Kıyâmete yakın bir zamanda öyle günler gelecek ki, o günlerde cehâlet inecek, ilim kalkacak, herç çoğalacak. Herç, öldürme demektir.(4)

# Öyle fitneler meydana gelecek ki, o zamanda oturan ayakta durandan; ayakta duran fitneye doğru yürüyenden; yürüyen, koşarak gidenden daha hayırlıdır. Kim bu fitneye bulaşırsa, fitne onu içine çekecektir. Kim ondan kurtuluş ve sığınılabilecek bir yer bulursa, oraya sığınsın.(5)

# Ümmetimin başına öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda Kur'an'ı güzel okuyanlar çoğalacak, fakat dinde ince anlayış sahibi âlimler azalacak, ilim ölecek, anarşi çoğalacak, sonra öyle bir zaman gelecek ki ümmetimden öyle adamlar Kur'an okuyacaklar ki, okudukları Kur'an gırtlaklarından geçmeyecek. Sonra öyle bir zaman gelecek ki, Allah'a ortak koşanlar Allah'a inananların söylediklerine karşı deliller getirmeye çalışacaklar.(6)

# Deccal dinin zayıf zamanında ve ilmin kaybolmaya yüz tuttuğu bir vakitte çıkacaktır.(7)

# İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları 
# Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması. # Giyinmiş oldukları halde çıplak sayılan kadınların ortaya çıkması.
# Zamanda yakınlık olmadıkça, bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün, bir gün bir saat gibi kısa gelmedikçe kıyamet kopmaz.
# Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.
# Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak.

Çokta uzatmak istemiyorum bunlar gibi bir sürü hâdis var. Biraz hâdis kitapları karıştırsanız gözünüze çarpar. Sizce bunlar gözünüzün önünde durmuyor mu? Daha ne Deccal'i bekliyorsunuz ki? Şu an ki durumda Deccal'in kişilik olarak zuhur etmesinin önemi kaldı mı?

Bu Deccal'in felsefesi iliklerimize kadar girdi. İnsanlığın çoğunu Allah'tan kopardı. Binlerce müslüman Deccal'in şirkini savunan yapıtları okuyup, benimsiyor. Birkaç saat içinde kendini mümin sanan müşriklere dönüşüyorlar. Mesela bir film izliyorlar; Sinema salonundan çıktıktan sonra tamamen kader anlayışları çöküyor. Tek Allah'ın mutlak hakimiyetini bir çırpıda çökertiyorlar. Allah inancını çürütüyor, bozuyor, değiştiriyorlar. Zihinleri bu denli kitlesel ve kolay çarpıtan çağdaş araçlardan daha güçlü iman katili olabilir mi? Şu anda Deccal zuhur etse sizce ona yapacak başka bir iş kaldı mı? İlluminati yani deccaliyet sadece şuan ki hayatımıza hükmetmiyor. Ezeli ve ebedi olan ahiret hayatımızada karışıyor. Önce ki bölümlerde saydığım taktiklerle bizi yanına çekmeye çalışıyor. Bugün ki İlluminati örgütü sadece kıyamete yakın zamanda yani Âhir Zaman'da gelecek olan Deccal için gereken ortamı hazırlamaya çalışıyor. Tabi ki bunların hepsi benim gözlemlerim. Herşeyin en doğrusunu Allah bilir. Âhir Zaman hakkında da onun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur.

Peki Mehdi(a.s) kimdir? Sorusu kafamıza geliyor. Şüphesiz bu dönemler mânevî kurtarıcıların dört gözle beklendiği dönemlerdir. İşte Mehdi(a.s)'da Âhir Zaman'da geleceği müjdelenen, kendisine Allah tarafından özellikle doğru yol gösterilen, hâkka yöneltilen, dinî noktalarda hata ve yanlışlıklardan korunan, insanları bilhassa müslümanları irşâd eden, doğru yola sevk eden, zulüm ve haksızlıkların kol gezdiği bir dünyada adaleti tesis eden, Âhir Zaman'da geleceği müjdelenen Ehl-i Beyt'ten büyük bir zâttır. Bu konuda Deccal konusu gibi mütevatir hâdislerin belirttiği önemli bir konudur. Yani Deccal zuhur ettiği zaman Mehdi(a.s)'da zuhur edecektir ve bu iyi ile kötünün kavgası hakkında detaylı anlatımlar vardır. O detaylı anlatımların sahih mi değil mi olduğu tartışılır onun için üzerinde durmaya lüzum yok. Çünkü zaten anlata anlata yalama olmuş bir konudur. Bu Mehdilik meselesi çok önemli bir konu olmasına karşın insanların çok suistimal ettiği bir meseledir. İnsanlar için o büyük güne hazırlık yapıp yapmadıklarının önemi olmasına karşın her dönem bu mevzu üzerinde durulmuştur ve çok konuşulmuştur. Bizimde yapmamız gereken bu olayın hâk olduğunu bilip çalışmaktır. Zaten islâm âlimlerininde bir çoğu Mehdi ismine Allah yolunda çalışan herkesin layık olduğunu söyleyerek insanları Mehdi'yi beklemeye değil Mehdi olmaya teşvik etmekte bir sıkıntı görmemişlerdir. Aliye İzzetbegoviç'te " Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır " diyerek müslüman âleminin Mehdiliğin arkasına sığınarak ne kadar cihad ruhundan uzaklaştığını belirtmiştir. Şunu da belirteyim Mehdi(a.s) zuhur ederde bizde o günleri görürsek peygamberimiz " Sizden her kim o güne yetişirse karlar üzerinde emekleyerekte olsa ona katılsın "(8) buyurmuşlardır. İsa(a.s)'nda zuhur etmesi ve Deccal'in ölümünün onun elinden olmasıda hâdislerde geçen diğer konudur. Şüphesiz bunların hepsi uzun konular ama ben yine bütün yazılarımda olduğu gibi sadece yüzeysel bilgiler verip size büyük resmi göstermeye çalışıyorum.

Dünya'da ki bu kadar büyük fitnenin asıl sebebi Deccal'dir. Bu çarpık düzen artık önüne geçilemeyecek kadar büyümüştür. Kur'an'da geçen fitnenin neden adam öldürmeden daha tehlikeli olduğunu ve peygamberimizinde belirttiği gibi o kadar büyük fitneler çıkacak ki ne elle ne dille düzeltilebilecek(9) sözünün önemini şu zamanlarda bir kat daha iyi anlıyoruz.

Bu Deccal fitnesi hergün imanımıza saldırıyor. Sizin, bizim, hepimizin imanına saldırıyor. Eğer ki imanımız olmazsa tıpkı kılıcı olmayan asker gibi savaşın ortasında kalırız. Evvela imanımızı sağlamlaştırıp ondan sonra faaliyet göstermeliyiz. Çünkü Deccal, Mehdi(a.s) ve İsa(a.s) zuhur ettiğinde Melhame-i Kübra'da(Büyük savaş-Büyük kıyım) meydana gelecektir. O büyük gün gelmeden o büyük güne hazırlanmalıyız ve o savaş zamanı geldiğinde kimin kazanacağıda besbelli.

Şimdi şöyle bir senaryo düşünmenizi isteyeceğim; Kıyamet günü ahirette toplanmışız ve herkes orada. Bize yaşarken yaşadıklarımız, yaptıklarımız gösteriliyor dünyada gözümüzün önünde gerçekleşen tüm cinayetler, savaşlar, açlık, kıtlık, doğal felaketler, sapkın toplum, inançsızlıklar, umursamazlıklar v.s aklınıza gelebilecek tüm olumsuzluklar gösteriliyor. Deccal'de o kalabalıkta ve Allah-u Teala bize, hepimize şöyle bir soru soruyor; " Bu yarattığım ve var ettiğim Deccal, bu tek gözlü yaratık o tek gözü ile hepinizi tehdit etti. Senelerce ortalık yerdeydi ve her yerde size sizi izlediğini gözünün hep üzerinizde olduğunu söyledi. Hemde bağıra bağıra, göstere göstere. Peki size verdiğim dünyevi 2 ve gönlünüzdeki manevi 1 kalp gözünüzle toplamda 3 çarpı milyarlarca göz nasıl olduda bu Deccal'i görmediniz söyleyin bakalım bana " diyor. Bir o anı hayal edin ve vereceğiniz cevabı düşünün? 

Peki neden hala bu yazıyı okumaktasınız? Neden yayınladığım bölümleri takip etmektesiniz? Okuduktan sonra saçma diye kapatmadınız? Çünkü bir şeylerin doğru gitmediğini biliyorsunuz? Hep biliyordunuz! Ama fark edemiyordunuz. Eğer buraya kadar olan bölümleri eksiksiz sıkılmadan okuduysanız kapının önüne kadar gelebildiniz demektir. Şimdi ya kapıdan içeri girer gerçeklerle yüzleşir, şerefli bir savaşta savaşırsınız ya da köle olarak yaşadığınız bu sahte sistemin içinde bocalaya bocalaya ölür gidersiniz. İşte herşey bu kadar açık ve net. Gücünüz yoksa bile en azından karınca olmayı bileceksiniz.

" Nemrud, Hz.İbrahim(a.s)'i ateşe atmaya karar verince kölelerine büyük bir ateş yakmalarını emreder onlarda çok büyük bir ateş hazırlarlar. O sırada çölde yaşayan bir karınca bu hadiseyi duyar ve alabildiği kadar suyu alıp ateşi söndürebilmek için yola koyulur. Bunu gören bir karga karıncaya şöyle der; " Sen ne yapıyorsun böyle ey karınca? " Karınca da; " Hz. İbrahim(a.s)'i ateşe atacaklarını duydum ateşi söndürmeye gidiyorum " der. Karga dalga geçerek şöyle seslenir; " O bir damla suyla mı söndüreceksin o büyük ateşi? " Karınca hiç hızını kesmeden şöyle der; " Ateşi söndüremesem bile safım belli olur "

Artık tarafınızı seçme zamanınız geldi bunun ortası yok. Hâk olan, gerçek olan, tek olan Allah'ın yanında mısınız? Yoksa size boş vaadlerde bulunan ve tüm zamanların en büyük fitnesinin nedeni olan Deccal'in mi? Karınca dâhi olsanız safınızı belirleyin.


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


1-) Müslim, Fiten: 39,40, 128, 129; Ebû Davud, Melahim: 12; Tirmizî, Fiten: 21; İbni Mâce, Fiten: 25, 28; Müsned, 2:324

2-) Neml Suresi 93.ayet                                                                                                       

3-) Müsned, 2:219

4-) Buharî, İlim: 24; İstiska: 27; Edeb: 39; Fiten: 5, 25; Müslim, İlim: 10, 11; Fiten: 18; Ebû Davud, Fiten: 1; İbni Mâce, Fiten: 25, 26    

5-) Buhâri, Fiten: 9, Müslim, Fiten: 10; Ebû Davud, Fiten: 2; Tirmizî, Fiten: 29; Müsned, 5:48
               
6-) Taberânî'nin Evsat'ı ve Ebû nuaym'ın Hılye'sinden

7-) Müsned, 14959, 5/156, Hâkim, El Müstedrek, 8613, 4:575

8-) İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten: 36, Bub: 33, 34. H. 4082, 4084; Müstedrek, 4:465.; Kitabü'n-Nihaye,1:28-29

9-) Rüsten'in İman'ından

Deccal'in Gelişi Ve Kudüs

İlluminati'nin tarihinin çok eskilere dayandığını söylemiştim. Nasıl ki her asrın bir alimi, bir müceddidi varsa her asrında bir Deccal'i kötülükle ismi anılan birileri vardır. Şimdide en büyük Deccal'le karşı karşıyayız. Bu Deccal Kudüs'e hâkim olmaya çalışıyor bu yüzden de hükümetlerin arkasına sığınıyor.

İlluminati her dönem farklı büyük devletlerin arkasına sığınıp her daim faaliyet içinde oldu. Bir süre bir devlet sahibi olamadılar ki bu sürede Dünya'ya hâkim değildiler ama Fransız İhtilalinden sonra güçlenen bu yapı bayrağın İngiltere'ye geçmesini sağladı. Hani şu üstünde güneş batmayan ülke varya işte o İngiltere. Bu devletin gücü çeşitli siyasal sebeplerle ve sömürgelerle dahada arttı sonucunda da savaşları başlatan, sömürgeciliği dahada arttıran insanların kanını emen bir devlet oldu. Tabii bunların yaşanmasında Yahudi lobisininde faaliyetleri etkindi tıpkı ABD'de ki Yahudi lobisinin etkin olması gibi.

İngiltere dünyada söz sahibi olduğu sıralarda ABD'de dünyanın başka bir tarafında yalnızlık politikası güdüyordu. Velhasıl İngiltere 100 yıldan fazla süre bu amaca hizmet etti ve misyonunu tamamladı. 1. Dünya Savaşı sırasında bayrak ABD'ye geçti.

Tamamen mason bir devlet olan ABD durumu çok iyi yöneterek 2. Dünya Savaşı'nda da etkin olarak en önemli nihai amaçlarından biri olan İsrail'in 19 yy. aradan sonra vaadedilmiş topraklarına kavuşmasında başrolü oynadı. Aslında İsrail Devleti'nin kurulması için Osmanlı zamanında 2. Abdülhamit'ten Osmanlı Devleti'nin  borçlarının silinmesine karşılık Filistin topraklarında bir Yahudi Devleti'nin kurulmasını Lord Baron De Rotshchild teklif etmişti fakat Halife reddetmişti. Ne yazık ki yaklaşık 50 sene sonra bu proje gerçekleşti.

Şimdi bu durumun önemi kavramak gerek. Yani İsrail Devleti neden inatla bir Yahudi Devletinin o topraklarda kurulmasını istiyordu? İşte bu noktada inanç mevzusunu anlamak gerekli. Sadece Yahudi inancını değil özde aynı fakat uygulamalarda farklı olan ve aynı amaç için gönderilen diğer iki semavi dinide anlamak gerekli.

Kime sorsanız Yahudiler neden Fırat ve Dicle arasında devlet kurmak istiyorlar diye herkesin cevabı çünkü kitaplarında öyle yazıyor olacaktır. Doğru fakat işin aslı öyle olmasına rağmen ne vaadedilmişti ki o kitapta. Gelin bakalım neler olmuş eski tarihten günümüze kadar...

Süleyman Peygamber'den(a.s) sonra Yahudiler tekrar azıtmaya başlamışlardı ve Babil Kralı 2. Nebukadnezar o Yahudi Devletine son vermişti. Çok perişan olan Yahudilere Bir peygamber daha geldi ismi (Daniel)Danyal(a.s)'dır. Kur'anda ismi geçmiyor fakat diğer kaynaklarda ismi geçen bu peygamber Yahudilere tekrar samimi, dürüst olup Allah yoluna girerlerse Kudüs'te tekrar Süleyman Peygamber zamanında olduğu gibi hâkim olacaklarını ve Allah'ın onlara bir mesih göndereceği müjdesini verir. O zamanlarda neler olduğu bilinmez fakat belli bir süre sonra kendilerine müjdeci geldiği zaman(İsa(a.s)) yalanlayıp öldürdüler. Keza aynı şekilde İslâm peygamberini de yalanladılar. Çok ironik değil mi? Kendilerine gönderilen müjdeci ve kendilerinin elinde ki kitabı tasdik edici peygamberler geldiği zaman dahi inkar ediyorlar. İşte bu adamların bugün ki inançlarının temeli -Kudüs'e ve çevresine hâkim oldukları zaman Allah'da zorunlu olarak Danyal(as)'ın müjdelediği Mesih'i gönderecektir-  inancı üzerine kurulu olmasıdır. Zira Allah'ın Yahudilere bu vaadi Kur'anda da geçer.

# İsrailoğullarına kitapta (Tevrat’ta), "Yeryüzünde iki kere fesat çıkaracaksınız " diye bildirdik. Ve gerçekten, büyük bir üstünlükle gâlip geleceksiniz.(1)

# Artık ikisinden birincisinin vadesi(zamanı) geldiği zaman, (çok çetin) kuvvet sahibi kullarımızı sizin üzerinize gönderdik. Böylece evlerin aralarına girip(sizi) aradılar ve vaadedilen, yapılmış oldu.(2)

# Sonra sizi, onlara karşı tekrar(yeniden zafere) döndürdük. Mallarla ve oğullarla, size imdat(yardım) ettik. Ve sizi, nefer(cemaat) olarak daha çok kıldık.(3)

# Eğer ahsen davranırsanız, kendi nefsiniz için en iyisi olur. Eğer kötü davranırsanız, artık ona(nefsinize) aittir. Böylece sonrakinin(ikinci fesadınızın) vadesi geldiği zaman yüzünüzü karartsınlar ve mescide ilk defa girdikleri gibi girsinler. Ve üstünlük sağladığınız şeyleri mahvedip, helâk etsinler(diye düşmanları başınıza göndereceğiz)(4)

Bu ayetler gerçektende İsrailoğullarının önce rezil olup sonra selamete erdiğini gösteriyor. Ama ikinci kez bozgunluk çıkaracaklarıda yazıyor belli ki bu büyük fitne henüz çıkmamıştı ta ki 1948'e kadar. Şöyle bir hafızamızı yoklarsak İsrail'in 19 yy. boyunca hiç kimse adını duymadı ve ne zaman Ortadoğu'da devletleri kuruldu işte o zamanda o coğrafya'da kan durmadı. Bakın bunları neden anlattığımı nereye bağlamam gerektiğini merak ediyorsunuz İşte bende tam oraya geldim. İslâm aleminde " Deccal " kavramı oldukça önemli yer tutar. Benim sizlere başından beri anlatmak istediğimde bu " Deccal " kavramının ne kadar önemli bir konu olduğudur.

Öncelikle Deccal dediğimiz şey kıyamete yakın bir zamanda çıkacak ve insanların dini inançlarını etkileyecek, ilahlık ilan edecek ve insanları öldürüp diriltme gibi marifetler sergileyecek tüm insanlık tarihinde ki en büyük fitnedir. Bu " Deccal " in fitnesi o kadar önemlidir ki Peygamberimiz(s.a.v) bu konu üzerinde çok durmuştur ve onun söylediği rivayet edilen sözleri günümüze kadar gelmiştir ve bu rivayetler o kadar ittifak halindedir ki bu hadis-i şerifler mütevatir(oldukça sağlam, reddi mümkün olmayan) derecesine kadar gelmiştir. Bu fitnenin önemini çok iyi bilen medrese hocalarıda derslerinde normal bir şekilde meydana çıkabilecek fitneler yanında özel olarakta  " Deccal'in Fitnesi " ninde devamlı önemli olduğunu hatırlatmak ve unutmamak için ayrı derslerde okutuyorlardı.

Bu fitne o kadar büyük ki Nuh(a.s)'dan sonra gelen peygamberlerin hepsi insanları Deccal'e karşı devamlı uyarıyorlardı.

# Adem'in yaratılışından kıyamet kopuncaya kadar Deccal'den daha büyük bir fitne yoktur.(5)

# "Ey insanlar! Allah, Âdem zürriyetini yarattığından beri yeryüzünde Deccal’in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır! Allah’ın gönderdiği her Nebi, ümmetini Deccal’den sakındırmıştır! Ben Nebilerin sonuncusuyum, siz de son ümmetsiniz. Şüphe yok ki o sizin içinizde çıkacaktır "(6) buyurmuştur.

Sizlere burda bütün hâdisleri yazamam ama elinize hâdis kitaplarını ve Kur'an-ı Kerim'i alıp okuduğunuz zaman neyin ne olduğunu hayatınızda ki bu kadar adeletsizliğin, haksızlığın ve kıyamet alametlerinin ne olduğunu çok net bir şekilde göreceksiniz. Hâdislerde geçen başka bir meselede Deccal'in Kudüs'te bulunacağıdır. İşte yahudilerin beklediği asıl kurtarıcı Deccal'dir. Buna binaen Deccal Kudüs'te krallık kuracağı için şimdi ki Yahudiler ve İlluminati dediğimiz kâfir topluluk sadece ve sadece Deccal'in gelişi için hazırlık yapıyor. Yahudilere göre " Eğer biz Kudüs'ü ele geçirip gerekli hazırlıklarıda yaparsak Allah bizim beklediğimiz kurtarıcıyı zorunlu olarak gönderecektir " inancını taşıyorlar. Zaten hâdis-i şeriflerde de Deccal bir kişilik olarak tasvir ediliyor ve çok çok önemli olarak hâdislerde geçen bir detay vardır o da;

# Size hiçbir şekilde bir peygamberin bahsetmediği şekilde Deccal'den bahsedeyim mi? Onun bir gözü kördür. O beraberinde cennet ve cehennemin timsali bulunduğu halde gelir. Onun cennet dediği aslında cehennemdir. Sizi Nuh(a.s)'ın kavmini sakındırdığı gibi ondan sakındırırım.(7)

# Deccal'in bir gözü kördür. İki gözü arasında " Bu kafirdir " yazılıdır. Bu yazıyı her müslüman okur.(8) buyuruyor.

Onu temsil etmemesi için herhangi bir neden var mı?

Yani efendilerini bekledikleri için her tarafa onun en belirgin özelliği olan tek gözü koyuyorlar. Belki psikolojik alt yapıda hazırlıyor olabilirler. Çünkü Deccal meydana çıktığı zaman Râblik ilan edecektir. Yine hâdislerde geçen Deccal'in özelliklerinden biride yağmur yağdıracak güce sahip olmasıdır. Tanıdık gelebilir, belki ilgisi olabilir belki hiçbir ilgisi yoktur bilemem ama " Rain Man " tabiri modern zamanlarda ki Deccal'in bir başka ismidir. Belki buraya atıf yapılmıştır tam olarak bilemem en doğrusunu Allah bilir.

İsrail devleti kuruldu demiştik. En çok istedikleri şey oldu fakat bundan sonra işleri daha da zor oldu. Çünkü İsrail'in hedeflerini bilen müslümanlar İsrail'i bölgede istemedi. Bu yüzden İsrail ABD'nin ve Batı'nında desteğini alarak kendi güvenliğini sağlamak için yaktı, yıktı. 6 gün savaşlarıda dahil ABD'den çok büyük destek gördü ve zaten Osmanlı'nın yıkılmasından sonra iki yakası biraraya gelmeyen müslümanlar birbirinden gittikçe daha fazla uzaklaşarak birbirlerini kırıp geçirmeye başladılar. Günümüze kadar ve günümüz dâhil İsrail sadece kendi güvenliği için müslümanları birbirine düşürmekten başka yaptığı birşey yok. Mesela El-Kaide örgütü İsrail'e karşı kurulmuş bir örgüt ama kurulduğu günden beri İsrail'e saldırısı bile yok keza aynı şekilde IŞİD'de İsrail fitneye karışmıyor o yüzden bizim onlarla davamız yok diye müslümanları kesiyor.

Siz zannediyor musunuz ki Ortadoğu'nun bu kadar kanlı bir yer olması sadece petrol veya para için olsun. Hayır kardeşlerim hepside ABD'den sonra bayrağı alacak olan ve Deccaliyetin merkezi olacak olan Kudüs'te ki İsrail Devletinin hakimiyetini perçimlemek içindir.

Bekledikleri Kralın gelmesi için yeni bir tapınak yapacaklar ve bunun için Mescid'i Aksa'nın yıkılması gerekli ve bunuda sinsice yapıyorlar. İsrail bugün kendi içinde Süleyman Mabedi'ninde bulunduğu Mescid-i Aksanın altında kazı yapmaktadır. TV'lerde falan gördüğünüzde bizlere hep Mescid-i Aksa lafı geçtiği zaman şu altın kubbeli yapıyı gösterirler. Ama o tamamıyla hedef şaşırtmadır. O altın kubbeli olan yapının ismi Kubbetü-s Sahra'dır. Asıl mescid, Kubbetü-s Sahra'dan biraz ileridedir. Bu yapılan propagandaların hepsi beyin yıkamadır. Böyle yaparak asıl mescid yıkıldığında fazla ses gelmeyecektir. Bu mescidin içinde Musa Peygambere verilen Ahid Sandığı'nında olduğu düşünülüyor.


UYANIN! Neler yaptıklarını görün söylediklerimde ne kadar haksızım bir düşünün? Dört tarafı müslümanlarla çevrili İsrail'in müslümanlara yaptığı zulmü görmüyor musunuz? Ama bu İsrail'in zulmü elbette kalıcı değildir. Tıpkı ayette belirtildiği gibi İsrail iki sefer bozgunculuk çıkaracak ve ikisinde de rezil rüsva olacaktır. Yeter ki her müslüman üzerine düşeni yapsın peygamberimiz bakın ne diyor; " Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, buna da güç yetiremiyorsa kalbiyle buğz etsin. Bu imanın en zayıf noktasır "(9) Zaten İsrail'in üzerine her müslüman bir kova su atsa İsrail'i sel götürür işte bunun bilincinde olursak o zaman herşey farklı olacak...


--------------------------------------------------


1-) İsra Suresi 4.ayet

2-) İsra Suresi 5.ayet

3-) İsra Suresi 6.ayet

4-) İsra Suresi 7.ayet

5-) Müslim, fiten 126,127

6-) İbn-i Mace 4077

7-) Buhari, Enbiya 26

8-) Buhari, Tevhid: 17 ; Müslim, Fiten: 100, 103, 105; Ebû Davud, Melahım: 14

9-) Müslim, İman: 78, Ebû Davud, Salât: 232; Melahim: 17; Neseî, Îman: 17; İbni Mâce, İkâme: 155; Fiten: 20; Müsned, 1:2, 3; 3:20, 49, 53

Deep Web Nedir?

Son zamanlarda adını iyice duymaya başladığımız bir konuya değineceğim. Hepimiz internetin nasıl bir ortam olduğunu, neler yapılabildiğini, ne kadar büyük bir güç olduğunu biliyoruz. Peki böyle bir güce İlluminati'nin sahip olamama, yönlendirememe gibi bir ihtimali olabilir mi? Kesinlikle hayır. Hayatımızdaki birçok şey gibi kullandığınız internette sahte daha doğrusu şu anki bildiğimiz internetin bide karanlık yüzü var bu karanlık yüzün adı " Deep Web(derin internet) " tir.

Aslında Deep Web internetin ilk bulunduğu zamanlarda bile vardı sadece herşeyin bilinmesini istemedikleri için hep derinlerde kaldı. Son zamanlarda adını sık duyar olduk bunda en büyük etkende " wikileaks " belgeleri diye bilinen Julian Assange önderliğinde ki sitede hükümetlerin yatak odası maceralarının yayınlanmasıdır. Bu belgelerin derinlerden çıkarıldığı söyleniyor. Aynı şekilde NSA skandalıda Deep Web'in isminin daha da duyulmasında önemlidir.

Önce biraz Deep Web'ten bahsedeyim; Deep web en genel tabiriyle buzdağının görünmeyen kısmına verilen isimdir. Çok büyük bir bilgi hazinesi olmasına rağmen internetin nereden baksanız girilmeyen çok büyük bir kısmını kapsamaktadır. Girilmemesinin sebebi ise bildiğimiz arama motorlarında Deep Web’in içinde tuttuğu sitelerin görünmemesidir. İnternette bir şeyler aramak okyanusa bir ağ atmaya benzer. Bu ağ ile pek çok şey yakalayabilirken, bilginin çoğu derinde kalır. İnternet verilerinin çoğu dinamik sitelerin içerisinde bulunur ve standart arama motorları asla onları yakalayamaz. Bunun nedeni içeriği paylaşan kişinin bu paylaştığı içeriği standart arama motorlarına indexlememesidir. Mesela adamın biri bir tane cinayet videosu ya da herhangi komik bir videoyu internete koyduğunda yazılımından kardeşim ben bu videoyu internete koydum ama arama motorları bu koyduğum videoyu isteyenin önüne çıkartmasın deyip gerekli işlemleri yaparsa o videoya kullandığımız internete tabii olan arama motorları ulaşamaz ve yüklenen bilgiler derinlerde kalır.

Oldukça önemli bilgi hazinesine sahip olan bu oluşumun içeriği hem korkutucu ve tiksinç hemde sıkıcı. Çünkü içinde çeşitli iğrençlikte videolar, yazılar, belgeler var ki bu saydıklarım aslında Deep Web'in asıl içeriğinden bi haber olan insanımızın daha fazla ilgisini çekiyor. Tamam bu konular insanda merak uyandırıyor ama bana söylermisiniz şu aşağıda ki saydığım Deep Web'in içinde bulundurduğu dökümanlar kimin ilgisini çeker ve ya hangi ruh hastası insan bu gibi şeylerle ilgilenir ki; ( Biraz iğrençli konuşacağım )

1- Pornografik videolar, resimler: Haa oğlum porno işte ne var bunda internetin her yerinde böyle şeyler var biraz karıştırdığımızda bulabiliriz diyebilirsin. Ama sana mesela bir cesetle ilişkiye giren, bir pedofili pornosu, işeme-sıçmalı fantezileri olan, çeşitli hayvanlı-insanlı videolar olan ve aklına gelen gelmeyen her türlü iğrençlikte ki pornolar desem üzerime kusarsın.(Ben tabi ki hepsini izlemedim hatta koşarak uzaklaştım sadece göz attığımda tanık oldum bu iğrençliklere) Oldukça iğrenç, mide bulandıcı, yürek burkucu, gaddarca v.b duygulara şahit olduğum video Deep Web'ten indirilmiş bir video izledim. Kadın çocuğa eziyet ederken çocuğun o çığlıkları hala kulağımda. Kim neden böyle bir videoya ulaşmak istesin ki. Belki herhangi bir filmden sahnede olabilir sonuçta videoların oraya nerden geldiği belli değil öte yandan gerçek olma ihtimalini bile düşünemiyorum.

2- Çeşitli iğrençlikteki videolar, resimler: Düşünün ki birinin inanılmaz psikolojik rahatsızlıkları var. Bu söylediğime örnek verecek olursam; mesela bir insan kendi kendine zarar vermeyi seviyor ve bunu belgeliyor yada bir katil öldürdüğü kimseye bakarak tahrik olabiliyor gerisi sizin hayal gücünüze kalmış.

3- Çeşitli siteler: Mesela kiralık katil siteleri var ya da çeşitli eBay siteleri gibi uyuşturucu satışının yapıldığı siteler var. Tabii bunların güvenilirliği tartışılır. Yani bu siteleri herhangi devlet yapılanmasıda yönetiyor olabilir. Mesela siz uyuşturucu alışverişi yaptığınızda evinize her an bir FBI ajanı damlayabilir. Aynı şey kaçak silah satışı, kaçak bahis siteleri ve daha birçokları içinde geçerli.

4- Daha da ilginç siteler: Mesela kiralık hırsız siteleri var. Bu herifler aynı zamanda çalışırken videoya çekimde yapıyorlar ya da kiralık hacker siteleri var. Adamlara siber korsanlık yaptırılabilirsiniz. Terör gruplarının sitelerinde de yapılanmalar sağlanıldığı söyleniyor. Bunlar gibi çok fazla ilginç site var. Az öncede dediğim gibi bu siteler devlet eliylede yönetiliyor olabilir.

5- Belge ve dökümanlar: Aslında bunlar Deep Web'in çoğunluğunu oluşturuyor ve asıl Deep Web'i Deep Web yapan şey desem yanlış olmaz. Ama insanımızın ilgisini daha çok iğrenç şeyler çektiği için işin bu tarafını hiç görmüyor. Mesela Burda X şirketinin her ay çalışanlarına verdiği maaş bordrolarına ulaşılabilir. Ya da o günkü tutulan raporlar gibi herhangi bir insanın hiç işine yaramıyacağı bilgilere ulaşılabilir ki bugün şirketler kayıtlarını tutarken doğal olarak her belgelerinin arama motorlarının bulmasını istemeyecekleri için belgelerini indexlemiyorlar. Tabii bu belgelerde arama motorları bulamadığı için derinlere düşüyor. Zaten Deep Web'te böyle indexlemeler olmadığı için meydana çıkmıştır. Aynı zamanda çok fazla komplo teorilerinin döndüğü bir ortam olduğu için her an bir yerde Nikola Tesla'ya ait olduğu söylenen çizimlere ya da herhangi bir devletin gizli yazışmaları olduğu söylenen belgelere ulaşabilirsiniz tabi ki bu tür belgeler doğru olabilir fakat ne kadar itibar edilebilir kesinlikle orası tartışılır.

6- Çok gizli devlet yazışmaları: İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer burası. Hükümetler ya da istihbarat teşkilatları ülkeler arası iletişim sağlarken benim diyen Hackerların giremeyeceği ağlar üzerinden veri aktarımı sağlıyorlar. Bu ağları ulaşmak oldukça zor olmakla beraber Edward Snow'den gibi Julian Assange gibi psikopat derecesinde ki adamlar ulaştığı zamanda yer yerinden oynuyor. Yani öyle senin benim gibi adamların bile ulaşabileceği, neresinden bakarsan bak komplo teorilerini andıran belgelere herkes ulaşsada böyle çok çok önemli belgelere bir avuç adamlar ulaşabiliyor.

Ve daha bilip bilemediğim neler var neler...

İçeride konuşulan dilin büyük bir kısmını ingilizce oluşturuyor yani Deep web'te gezmek istiyorsanız ingilizce bilmeniz şart ve de gizliliğinizi sağlamak. Orda hiçbirşeye güvenilmez yeri gelmişken söyleyeyim Deep Web'te gezmenin bir sakıncası yok. Bütün bilgiler, dökümanlar hep orda duruyor ne olacağınızı ordaki bilgileri nasıl kullanacağınız gösterir. Yani bilgileri kullanıpta hiç yakalanmazsanız -hükümet yasaları gibi suçu işleyipte yakalanmazsanız- kimse sizden birşey anlayamaz.

Fakat bilmeniz gereken bir şey var ki oda Deep Web'in oldukça ciddi ve tehlikeli bir dünya olduğudur. İçerisine bir kere girdiğinizde karşılaştığınız bilgiler başınızı döndürebilir ve daha fazlasını kazımak isteyebilirsiniz. Ne kadar fazla derine giderseniz o kadar fazla kaptırıp kaybolabilirsiniz, bunun yanında Deep Web virüslerin yaratıldığı, komploların kurulduğu ve türlü türlü pazarlığın, çekişmenin yaşandığı bir yer, yani anlayacağınız gerçekten tehlikeli, bu sebeple hele ki benim gördüğüm pisliklerden sonra hiç yaklaşmasanız daha iyi.

Ülkemizde son dönemlerde yaşanan internet sansürlerinden dolayı farkında olmadan bir sürü kişi Deep Web'e giriş yapmıştır. Hani bu duyduğumuz DNS değiştirme Tor Browser kullanma tabirleri varya işte bunlar Deep Web'e giriş yollarıdır. Tor Browser programını kullanarak Deep Web'e çok rahat giriş yapılabilir. Bu program devamlı bilgisayarın IP numarasını değiştirir ve bulunmanızı zorlaştırır ama imkansız değildir. Burda sitelerin uzantıları com, org, ru, tr gibi uzantılar olmuyor onion veya daha değişik uzantılarla sağlanıyor. Mesela kullandığımız internette internet ansiklopedisi olan Wikipedi'ye wikipedia.com adresiyle ulaşıyorsak Deep Web'te ki Wikipedia'ya ( Orda ki ismi " Hiddenwiki " dir ) kpvz7ki2v5agwt35.onion adresiyle ulaşabilirsiniz.

Burda alışveriş yapmak için para kullanılmıyor. Bitcoin denilen sanal para kullanılıyor. Bu paranın tıpkı normal para gibi bir değeri var. Kişilerin güvenliği için bu sanal para kullanılıyor. Deep Web'te bu parayı satın alabileceğiniz siteler var. Aynı gerçek döviz gibi Bitcoin alıp satabilir zengin olabilirsiniz. Kısacası Deep Wep'te aradığınız her şeyin merak ettiğiniz her şeyin cevabını bulabilirsiniz. Şu anda deep web insanlık tarihinin harddiski görevini görür.

Bide burda katman muhabbeti vardır. Denir ki Deep Web 8 katmandan oluşur. Bu katmanlar 0'dan 8'e kadar içeriği değişir. Sırayla her katmanı geçtiğinizde ki katman geçmek beceriye dayanır dahada derine inersiniz. Her katman geçtiğinizde ulaşacağınız bilgi artar. Her katman geçtiğinizde o korkutucu videoların seviyeleri artar ve insanoğlunun vahşi doğasıyla tanışırsınız denir. Deep Web'te 4. katmana gelebilmek bile büyük başarıdır ama bundan sonrası rivayetlere dayanır. Öyle ki oraya giden geri dönmedi gibi geyik yaparlar. 4. katmandan sonrası " Mariana Deep Web " diye tabir edilir. Buralarda internet bağlantısının bile olmadığı söylenir elektrikle bilgi aktarımı yapıldığı dile getirilir ki bana göre katman diye birşey yok. Sadece bazı sitelere girmek belli algoritma çözümlerine yani birazcık hackerlık bilgisine ihtiyaç duyuyor. Katman muhabbetinin olayı bundan ibarettir.

Fakat internet bağlantısının olmadığı elektrikle bilgi aktarımının olduğu ve inanılmaz algoritmaların kullanıldığı bölgelerin olduğu doğrudur. Belli ki buraları birileri kullanıyor yoksa kendiliğinden oluşacak hali yok. İşte buraları kullananların elit kimseler olması lazım olsa gerek. Çünkü tamamen Anti-Siyonist olan Rahmetli Erbakan'ın bir konuşmasında Dünya'yı yöneten ağababaların şifreli internetten telekonferans yöntemiyle iletişimlerini sağladığını dinlemiştim. Belki de buraya atıf yapmıştır kim bilir...

Dünya'nın asıl sözünü söyleyen adamlar kendilerine bu kadar yaklaşılmasından. Bir bilgiye ulaşmanın günümüzde epey kolay olduğu şu zamanlarda herkesi kontrol edememenin sıkıntısını elbette yaşıyorlar. Abartılı internet yasalarıyla insanları durdurmaya çalışıyorlar( mesela ACTA ) zaten bunuda söylemekten çekinmiyorlar. Yıllar önce Jay Rockefeller internetin asla var olmaması gerektiğini söylemişti.


Sizlere şunu söylemek istiyorum; Herşey yavaş yavaş empoze ediliyor. İnternet ilk yaygın hale geldiğinde mİRC(konuşma programı) ve basit programlar vardı. Bu programlar içlerinde müzik ve bazı filmleri barındırıyordu. İnsanlar internetin başına sadece arkadaşlarıyla sohbet için veya müzik dinlemek için oturuyordu. Bilgisayar ve internet ile bugünkü kadar meşgul olmuyorlardı. Yani insanlar yavaş yavaş internete alıştırılmaya başlanıyordu. Tıpkı bir sigara gibi. Daha sonra 19 Ağustos 2004 tarihinde google çıktı. Google ile insanlar biraz daha bilgisayar başına oturmaya başladı. Gençler ödev araştıracağım diye, internet kafelere doldu. Çünkü google bizim için bilgi kaynağıydı. Herşey bulunabiliyordu. Ne gerek vardı başka kaynaklar aramaya, Ne gerek vardı gerçekleri öğrenmeye kitap okumaya zaten her şeyimize cevap buluyordu google. İnsanlar için internet bir amaç haline gelmeye başladı. Bu aşamada online oyunların izlerini de görmeye başlıyoruz. Büyük vurgun vuruldu.Facebook, Youtube bu aşamada kuruldu ve halka arz edildi. İnternetin başına oturmaya alışan Ademoğlu artık internetin kölesi oldu. Fikirlerini açıkça ortaya koyanlar, karşıt görüşlere saldıranlar, videolarını çekip insanlara izletenler oldu. Garip garip müzikler, videolar milyonlarca kez izlendi ve hakkında yorumlar yapıldı. İdoller ortaya çıktı. İnsanlar kendi ilahını tanımazken, sevdiği sanatçılar uğruna intihar etti. " Ganggam Style " gibi bir videonun iki milyardan fazla izlenmesi ne kadar aptallaştığımızın en büyük göstergesidir ve sonrada Deep Web gözümüzün önünde filizlendi daha doğrusu aşının dozajını arttırdılar. Daha neler göreceğiz...

İlluminati Kartları Ve Sitesi

Bu bölümde aşırı komplo teorisi işlenecek. Gerçi İlluminati'nin varlığını kabullenmeyen biri için söylediklerim aslında hep komplodan ibarette yaa neyse. Şu İlluminati'nin oyun kartlarını bilirsiniz. Hani şu geleceği gördüğü söylenen. Kimsenin geleceği falan gördüğü yokta bizde bilirsiniz her şeyin geyiği yapılır. Bu konuda bu durumdan nasibini almıştır. Adamlar ileriye dönük planlar yaptıkları için zamanı geldiğinde bunu uyguluyorlar. Biliyorum bu kartları çok hafife alanlar var ama meydana gelen olayları ve bunların kartlarla örtüştüğünü gördüğünüzde hiç mi kıllanmadınız? Hele ki bu kartlar yıllar önce yapılmış bir oyun kartı olmasına rağmen onlarca olaya nokta atışı yapıyorsa altında da illuminati menşeisi varsa az kurcalamak gerekir.

Yıl 1994 İlluminati paravan bir oyun şirketi aracılığıyla piyasaya Dünya'yı legal ya da illegal yollarla yönetme konusu üzerine dayalı oyun kartları çıkarıyor. 1994 yılında en iyi kart oyunu ödülünü alan bu oyunu " Steve Jackson Games " isimli şirket satışa çıkarıyor ki bu şirket İlluminatinin oyun şirketi gibi birşey. İnternet sitesinde de bas bas bağırıyor ben İlluminatiyim diye. link

Bu kart oyunu 1975'te ve 85'te benzeri kart oyunlarından etkilenerek tasarlanıyor. Bu oyun o zamanlarda sınırlı bir kesime hitap ettiği için sadece seçkin kişiler anlayabiliyordu oyunun mahiyetini. Yani kimse o zamanlar oyunun içinde İlluminati'nin gelecekte yapmayı amaçladığı planlarının olduğunu bilmiyordu. Oyunda yaklaşık 500 adet kart bulunmakla beraber kartların asıl önemi 11 Eylül 2001'de yaşanan o olaydan sonra belirginlik kazanmaya başladı. Şimdi bir kısmına göz atalım bu kartların...



Bu tip kartların olması oyun için normal karşılanabilir. Çünkü hükümetleri düşündüğümüzde Her biri kendi medyasını kullanıyor, herbirinin kendi istihbarat teşkilatlanmaları var. İşte hepsi kendi tarihini anlı-şanlı göstermeye çalışıyor. Çeşitli kartlarda ülke liderlerinin olması o liderlerin elbette hepsinin kendi kuklası olduğunu göstermez. Bu ve bunlara benzer onlarca kart var. Aslında bu kartlar İlluminati'yi işin içine katmazsak bizlere dünyanın nasıl yönetildiği hakkında bilgilerde veriyor en azından birşeylerin nasıl etkili kullanıldığını gösteriyor. O yüzden hemen böyle kartların olduğunu gördüğünüzde aklınıza uçuk fikirler gelmesin.

Mesela skandallarla ilgili kartlar var. Bir yasak ilişki, bir belge sızdırma, bir şantaj, sansür, belgeleri yoketme veya değiştirme, şehvet duygularını kullanarak insanları yönlendirme ya da bir suikast kartlarda işlenen konulardan. Bunları dünyanın her ülkesinde görebilirsiniz yani bu olayların hepsinin altında İlluminati'nin olduğunu kanıtlamaz ama dünyanın nasıl yönetildiği ile ilgili bilgiler edinebiliriz. İlluminati eğer hükümetleri kontrol ediyorsa bu işlerden illa ki faydalanmayı biliyor ve her krizi bir fırsata çeviriyor yani dolaylı olarakta işine yarıyor olabilir. Yani demek istediğim bu tip kartlar eğer dünyayı yönetme üzerine kurulu bir oyunda bulunacaksa olması gereken şeyler bu yüzden şaşırmamak gerekli ama bazı kartlar var ki bazı olaylara nokta atışı yapıyor ki bunun olması mümkün değil.


Aslında 11 Eylül 2001'de malum olay üzerine epey konuşmak isterdim. Bu olayın altında aynı zamanda pek çok satanist ritüel yatıyor. Ama yazılarımın tamamında olduğu gibi kısa kısa bilgiler vererek büyük tabloyu göstermeye çalışıyorum. Bildiğiniz gibi İkiz Kulelerin saldırısıda terörist bir saldırı olarak nitelenmişti ama tabii hakikat çok farklı idi. Mesela alttaki videoda 2 yıl önceden ikiz kulelere saldırı olacağı ima edilmiştir. Bunun gibi bir sürü döküman var.


Aynı gün yani 9/11'de Pentagona saldırı olduğu bilgisi gelmişti ve bu iki olayında oyun kartlarıyla olan benzerliğini herhalde en az 60 IQ'ya sahip herkes görür, farkeder, en azından bu olaylardan kıllanır.


Kombine felaketlerin olduğuna dair yukarıda bir kart var. Kartta Japonyada ki saat kulesine atıf yapılmış ve ne tesadüftür ki saat te 11/3'ü gösteriyor. Bilmeyenler için söyleyeyim Japonya'da 11.3.2011'de 9 küsür şiddetinde bir deprem olmuştu. Alttaki iki kartında sağ alt köşesinde disaster(felaket) yazıyor yani bu kartın devamı niteliğinde kartlardır. Bilmeyenler için bir daha hatırlatalım Japonya'da ki depremden sonra tsunami felaketi gerçekleşmişti. Büyük bir tesadüf eseri bir kart daha oyunda yer alıyor. Bu kartta Nükleer kazalara atıf yapıyor. Yine hatırlatayım Japonyada ki depremden ve tsunamiden sonra birde nükleer tehdit başgöstermişti. Ama biz komplo teoricisi olduğumuz için bunlar gerçek olamaz. Ve yine tesadüf eseri kartların sağ altında disaster yazıları var. Ama üstteki kombine felaket yazan kartta bu ibare yoktu. Unutmayın Oyun kartlarının piyasaya sürüldüğü yıl 1994'tü.




Hani bazen söylerim ya bazı şeyler anasının şeyi kadar net diye işte bu olaylarda tesadüf olamayacak kadar açık ve net. Aksi olması mümkün değil. Belli ki birileri bu tip olayları düzenleyebilecek teknolojiye, birikime ve önceden hazırladıkları planlara sahipler ve birşeyleri mutlaka amaç edinmişlerdir. İşte bu kartları görünce diğer kartlarında komplo teorisi olmadığı sonucuna bir nebze ulaşabiliriz. Mesela diğer kartlarda başka felaketler ve özellikle HAARP kartınında olması bunların olabileceğini hiçte ihtimal dışı yapmıyor. Haa bu kartlarda ki olayların birebir gerçekleşmesi diğer kartlarda ki planların yürürlükte olduğunu göstersede aynı zamanda onlarında asla gerçekleşmeyeceğini veya gerçek olmadığınıda gösterebilir. Belki de bir kaç olay çıkarıp kartların kesinlikle doğruları gösterdiğini teğit ederek diğer kartların hiç bir fonksiyonu olmadığı sonucuna da çıkabiliriz. Sadece bekleyip görebiliriz.

Bazı kartların önemini anlayamasakta bu oyun kartların anlatmak istediklerinin nerdeyse tamamı göstermeye çalıştığım büyük resimden sadece küçük parçalar. Bide kartlarda gerçekten olmasına ihtimal vermediğimiz durumlarla karşılaşıyoruz bi nevi komploda diyebilirsiniz.


Bu karta bakarsak aslında NASA'yı biz yönetiyoruz ki bunun olmaması için hiç bir neden yok fakat aya ayak basmadık hepinizi kekledik demek istiyorlar. Hepimize çocukluğumuzda hep aya insanoğlu ayak bastı diye öğretildi. Fakat görüntülerin stüdyoda çekilmiş olmasına hiç ihtimal vermeyiz. Gerçi insanlar mağarada ki teröristlerin ABD binalarına uçak soktuğuna inanır ama böyle şeylere hele ki medyanın bu kadar hakim olmadığı zamanlarda yapılmış bir gövde gösterisinin aslında sahte olduğuna inanmaz. Hadi bunların hepsini bi kenara koyalım bizden sağ resimde ki aracın gerçekten aya çıktığına inanmamızı bekliyorlar. Tartışmaya değer bir konu ama bilim çevreleri çıkıldığını söylüyor. Unutmamak gerekir ki herhalde çıkmadık demeyeceklerdir. Ben yinede bu komploya inanmak yerine Bilime inanmayı yeğlerim.



Bu iskeletor da ne diyebilirsiniz. Aslında benim çok ilgimi çekmişti bu kart. Çünkü Kendiside yeni dünya dini diye tanıtılan New Age'in savunucularından olan Jose Arguelles bi yerde şu yorumu yapıyordu. " ...En nihayet 2007-2012 arasındaki dönem şanlı dönem olacak ismi 'Yeni Uyum Çağı' olacak ve 21 Aralık 2012'de (kış gündönümü aynı zamanda bu tarihte kıyamet kopacak diye kafa şişiriyorlardı) ' Dünya Kristal Kafatası Krallığı ' kurulmuş olacaktır " Bu adamın söyledikleri çok ilginç olmakla beraber bunları yıllar önce söylediğini göz önüne alırsak 21 Aralık 2012'ye nasılda nokta atışı yaptığını görebiliriz. Bu adam New Age dinini savunduğu için Mayalar gibi birçok uygarlık hakkında da bilgi sahibiydi. Bu işin asıl mahiyetini onlardan iyi kimse bilemez.

Aslında kartların çoğunluğuna bakarsak yoruma oldukça açık kartlar olduğunu görürüz. Mesela bu kartta Brezilya'ya atıf yapılıyor. Tamam kart oyununda başka ülkelerinde isimleri geçiyor ama Brezilya dikkatimi çekti. 2014 Dünya Kupası Brezilya'da gerçekleşti ve 2016 Olimpiyatlarıda Brezilya'da gerçekleşecek. Bence bunlar ilgi çekici çünkü başka kartlarda da spor müsabakalarına atıflar yapılmış.

Bazı kartlarda ilerde yapabilecekleri şeyler hakkında bizlere fikirler versede neler olup, olmayacağını görmek için sadece beklemek gerekiyor. Bu kartlar kafamızı karıştırabilir, bazıları uçuk gelebilir fakat İlluminati'den bahsediyorsak herşeyi planlı yaptığınıda, daima B,C,D planlarının olduğunuda göz önüne almak gerekir. Bazı planları gerçekleşmiş durumda ve planları halen tıkır tıkır işlemekte. İzin verirsekte devam edecekler.

3.Dünya Savaşının ilerde çıkma ihtimali bu kartlar söylemeseydi bile günümüzde epey mümkün. Daha önceleri uzaylılarla ilgili söylediklerimin bu kartlarda işlenmiş olması dikkate almaya değer. Sonuç olarak bu kartlar pek çok ipucu vermekle beraber komplo teoriside üretiyor. İnanıp inanmamak size kalmış.

Şimdi şahit olduğumuz ama fark edemediğimiz birkaç durumdan bahsedeyim. Benim ilgimi çekmişti. Hatırlarmısınız bilmem illuminati.org adında bir site vardı. Site 1996'dan beri yayında olmasına rağmen 2011 yılında bir geri sayım başlattı ve insanlar tedirgin olmuştu ki insanların korkması bu kaostan güç alan tarikat için iyi birşey.

Biraz geçmişinden bahsedeyim. Bu site 6 kasım 1996'da yayına başladı bi süre devam etti sonra kasım 2002'ye kadar hiç bir faaliyet gözlenmedi. Dikkat çekici olan şeyse Kasım 2002'de Türkiye seçimlere gitti ve site uzun süren sessizliğini " Yakında görüyor olacağım" mesajıyla bozmasıydı. Bu mesaj 2007'nin Ocak ayına kadar kaldı sonra bu site o tarihte sadece sitenin kullanımını üyelerine açtı.

Site normal bir şekilde yayına devam ederken birden 6 Ağustos 2011 tarihinde bir geri sayım başlattı. Geri sayım 7 Aralık 2011'de sona eriyordu. Herkes 7 Aralık ta büyük bir şey olacağını zannetti. Medya günlerce, haftalarca bu konu hakkında haber yazdı. Belli ki İlluminati insanlara mesaj veriyordu. Artık bu tarihten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlatıyordu ya da birisi bizle gerçekten taşak geçiyordu. Belki bu sitenin sahipleri gerçekten illuminatiyle ilgisi olan kişiler olabilir hâla kimse kim olduğunu bilmiyor. Şu anda bu sitenin bir faaliyeti yok.

Neyse site 6 Aralık'ta sayımı bitirdi ve " Üzgünüm, geç kaldın " mesajı yazıyordu. Yani hiç bi şey olmadı ya da ne olduğunu biz bilmiyoruz.

Sonra aslında 7 Ekim 2011 yılında kurulmuş olan fakat ismini 7 aralıkta duyduğumuz 7december.org isminde bir site açılmıştı. Bu sitede pek çok karmaşık mesaj vererek insanların kafasını karıştırıyordu. Bir kaç kez geri sayım falanda başlatıp geri durdurdular. Bazen latince çoğu zaman ingilizce olan bu mesajlar illuminatiye karşı olduğunu ve insanların bir an önce uyanması gerektiğini söylüyordu. Mesela ilk mesajı " Uyan İnsan Irkı, Hepimiz kardeşiz, Bizde karanlığı ve savaşı bitirmek için güç var. Eğer uyanmazsak çok geç olacak ve karanlık hâkim olacak " diyor. Bazen şifreli birşeyler koyuyor bunların çözün bize katılın gibi şeyler söylüyordu. Site 30 Nisan 2014'ten sonra hiç birşey yayınlamadı zaten şuan da erişilemiyor. Son mesajı şuydu; 

" Virmanagerimen tirgaminus dimonemun 09/2013... Wake up human race! If you want to be free look at the sky "

Ben tüm bu yazdıklarından anladığım şu. Bu yaşananların ya hepsi bir yalan ve birileri taşak geçti ya da bayağı taşaklı birileri Türkiye'de faaliyet gösteriyor ve kendisine yoldaşlar arıyor. Ara sıra bu sitenin sahibi Twitter'da birşeyler yazar bazen latince bazen ingilizce ve türkçe yazılar yazar ve kendine yoldaşlar arar. Hatta bi ara 15 Ağustos 2013'te Ankara'da ilk tanışma toplantısını yapmış. Zaten beni bilirsiniz ne zaman kardeşlik, dünya barışı için çalışın, onlara karşı duralım gibi laflar duysam hemen kıllanırım. Neyse bu adama mail attım dedim ki " sitene neden ulaşılamıyor " oda bana " çünkü yeni doğan henüz başladı " dedi. Bende ona " Yeni doğan'da kim " dedim oda bana cevap vermedi. Aslında bu cevap beni pek şaşırtmadı çünkü illuminati ancak kendilerinin anlayacağı gizemli mesajlar verir. Belki gerçektir belki yalandır bilemem ama bu siteler o zamanda epey bir karışıklık çıkarmışlardı.

Bi teorimde şu. Dünya, Jose Arguelles'in de dediği gibi 2007-2012 arasında farklı bir çağa geçiyordu. Bunu astrolojik olarakta söylemiştim. Bu örgüt kaostan ve ritüellerden gücünü alır. Şunu demek istiyorum illuminati böyle yaparak milyonlarca insanın bu durumdan haberdar olmasını ve istemedende olsa insanların kendilerinin ortaya attıkları bu konu hakkında düşünmesini sağlıyor. Bugün insanlar düşünce gücüyle neler yapabiliyor bunların milyonlarcasını düşünün yani milyonlarca insanı korkutarak belli bir enerjinin meydana çıkmasını sağlıyorlar. Hatta iyi hatırlıyorum 21 Aralık 2012'de insanlar kıyametin kopacağına inandırılmışlardı ki epey bir karmaşa yaşıyorlardı bide üstelik aynı tarihte CERN laboratuarında ki makinanın bir daha çalıştırılacağı açıklanmıştı. İnsanların korkusu epey bir artmıştı. belki bu meydana çıkan olumsuz enerjide işlerine yarıyor olabilir kim bilir...